18.10.18

Aranın Anadolu Destanı

aranın anadolu destanı
Ara Güler

Aranın Anadolu Destanı

Fotoğraf bir sanattır. Fotoğrafçılık tehlikeli bir sanattır. Onu, inatçı, yaratıcı, büyük ustalar, sonsuz çabalarıyla ancak sanat haline getirebilmişlerdir. Fotoğraf, icat olunduğundan bu yana çok az büyük sanatçı yetiştirmiştir. Sinemanın sanat olma olanağı her zaman fotoğraftan daha çok...

Dünyaya Ara gibi büyük yaratıcılar gelmeseydi daha fotoğrafa biz sanat diyemezdik. Son yıllarda fotoğraf sanatı öylesine gelişti ki, hem de teknik olarak, bu teknik ustasının eline geçince doğanın gizini, lirizmini, hareketini, renklerini, insan yüzlerini yakalayıverdi, resimle de yarışmaya başladı. Resim sanatı çok eski, binlerce yıllık bir sanattır. Fotoğraf sanatıysa daha bebekliğinde. Fotoğrafçılıktan, bu güç işten bir sanat çıkarmak, bu kadar az bir sürede, olacak iş değil. Ancak, insanoğlu bu güç işin altından kalkmış, Ara Gülerler yetiştirmiştir.

Ara Güler yaratıcı büyük bir sanat kişiliğidir. Onun işi yalnız makinenin düğmesine basmak değildir. O da doğada, insanda çok şey arar. Onun yakaladığı bir anlık fotoğraf da yılların, günlerin araştırmasıdır. O da bir insanın yüzünü, gülüşünü, acısını belki de yıllarca içinde taşımış, zamanı gelince basmıştır makinenin düğmesine. Bir dağ yamacı, bir uzun yol, gölgesi tarlaların içinden akıp gelen bulut, yağmur ışığı, kapılardan bakan ürkek kadınlar, arabanın içinde hınzırca bakan, hem de ürken çocuklar.

Aranın ürkek Anadolu insanlarını rastgele mi sanıyorsunuz, değil, o yüzyıllardan bu yana çok zulüm gören, Anadolu insanının ürkekliğidir. “Esen ürüzgardan hile sezerim” diyenlerin...

İnsan Arada durağan, cansız çok az fotoğraf bulabilir. Her fotoğrafında bir can, bir devinim vardır. Yüzsüz fotoğraf, insansız fotoğraf, devinimsiz fotoğraf çekmez Ara. O işini bilir. Onun elinin altında binlerce yıllık Anadolu toprağı vardır. Antik kentleri, heykelleri, efsaneleri, türküleri, dünüyle bugünüyle.

Ara, yaratıcılık yeteneğinden sonra başına konan devlet kuşunun bilincindedir. Önünde yüz binlerce Ara fotoğrafta yeniden yaratmasını bilir. Örneğin bir Hitit, bir Urartu, Grek, Asur heykelini öyle bir yerinden yakalar ki, o yakaladığı yer, görüntünün can alıcı yeridir. Büyük resim, fotoğraf ustaları özellikle gönül gözüyle bakarlar doğaya. İşte bu gönül gözü yaratandır. İşte bu gönül gözü bin gözdür. İşte bu bin göz evreni yakalayandır, gördüğünü büyük sanata çevirendir. Aradaki objektif dedikleri o sihirli cam ortadan kalkmış, nesne bin gözün önünde çırılçıplak kalmıştır. İşte bundan sonra bin göz, son hızla, onu kendince biçimlendirir. Hünerin özü burdadır. Ara, bir de ışık yoğurma, ışık avlama, ışık seçme, ışıkla oynama ustasıdır. Bize göre bir tane, haydi diyelim iki, beş, on, yüz… Araya göre binlerce ışık vardır. Ne kadar biçim, ne kadar renk, ne kadar düş varsa o kadar da ışık var.
rengi, ışığı, insanı, dağı taşı, kurdu kuşu, türlü türlü insanı, yüzlerce kültürü, türküsü, sazı, deniziyle, balıkçısıyla… Aranın Anadolu dünyası Anadoludan daha gerçektir, Aranın yarattığıdır.

Işık, milyonlarca renktir, evrenin renkleridir. Gölge de ışıktır. Büyük resimleri nasıl ışık yaratmışsa büyük fotoğrafları da ışık yaratır. Aranın her fotoğrafı bize onun bu bilinçte olduğunu gösterir. Ara da o kadim sözü söyler, önce söz vardı, yerine, önce ışık vardı, der.

Gene Ara dünyayı, evreni bütünüyle kavramaya çalışmıştır. Buna onun bir resmini örnek vereceğim. Düşüncemi ancak canlı bir örnekle anlatabilirim: Dümdüz bir ova, kahverengi bir toprağın üstünde üç kişi. İkisi kadın. Sağdaki kadının giysileri kara, başörtüsü omzuna kadar inmiş, öteki kadından uzun. Soldaki kadının giyimi, yani fistanı yeşil,Tam ovanın ucundan, topraktan bir gök yükseliyor sonsuza kadar, belki sonsuzda da bitmiyor, bu bulutlu gökyüzü. Bu toprak Mezopotamya toprağı, bu gök Mezopotamya göğü olacak. İki kadına, bir kız çocuğuna gelince, onlar bu uçsuz bucaksız toprak, bu uçsuz bucaksız göğün arasında karınca kadar yoklar. İşte evrenin gerçeği budur. Görkemli doğa içinde insan işte bu fotoğraftır. Çağımızda ancak evrenin bu gerçeğine birkaç büyük sanatçı ulaşabilimiştir. Ayzenştayn, Peter Brook sinemada, Abidin Dino da resimde. Doğaya baktığımız zaman biz neyiz ki, bir karınca kadar bile değil.

Yaşar Kemal / Binbir Çiçekli Bahçe / Ara Güler’in Yüzlerinde Yeryüzü fotoğraf albümünün önsözü'nden bir bölüm okudunuz...

Fotoğraflar Kaynak:

Yorum Gönder

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...