13 Ekim 2015

Dudak kaslarımızı kontlor etmeden gülelim mi

Fotoğraf: Mehmet Biçer

Arkadaşlarla şöyle içli bir sohbeti özledim... içli dediğime bakmayın, havadan sudan, oradan burdan, falan filan inter milan akışında bir sohbete de razıyım hani... felsefelerin havada uçuşmadığı, bilindik facebook alıntılarının bayalığından uzak, tanıdık sözlerin dillendirilmediği, tamamen organik cahillik kokan, sadece çevremizden duyup bildiklerimizden müteşekkil, dünyayı içine almayan sığlıkta bir sohbet olsun yeter hani...

Kiminle iki kelam etmeye kalksam, ses hızıyla siyasete geçiliyor, beğendiğimiz siyasi hareketi yüceltiyor, beğenmediklerimizi yeriyor hatta en iyisini ben biliyorum edasıyla yargılıyor ve asıp kesiyoruz...

Ben se sokrates'ten giriyor, " bilmediğimi bildiğim için sizden akılllıyım " diyor, " ne kadar az bilirseniz o kadar şiddetle müdafaa edersiniz " deyip balzactan çıkıyorum...

ve sonrasında yenişemeyen iki boksör ya da altta kalan güreşci ezikliğiyle üslubumuzu sertleştirmekte buluyoruz kendimizi... oysa sohbet etmek istemiştik değil mi?...

neyse sorun bende sanırım... hep söylüyorum, hoş sohbet bir insan olmadığımı;)... hem atalarımızın dediği gibi uzun konuşanı kısa dinlemeli deyip içimizden, sohbet ortamından uzaklaşmakta buluyoruz çareyi...

Nerede kaldı saf çirkin gülüşler, hani nerde gülmekten yüz kaslarımızın yorgun düşmesi... hani nerde kendinden geçercesine gülen çocukluk arkadaşlarımın omuzuma vurması...

 benimkisi de olmayacak beyhude bir istek işte... herkesin çatmaya adam aradığı, beyin yakmaya programlandığı ve kendi fikirlerini benimsetmeye şartlanıp arzızlaştığı bir dönemde, kahkaların havada uçuştuğu bir sohbet ortamı istiyorum ne ayıp...

neyse benim az işim var bana müsade...:)

kalın sağlıcakla...

Görsel kaynak: mehmet biçer

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...