1 Ağustos 2016

Öksüz Hikayeler


İlkokul 2. sınıftayken, birlikte oturduğum sıra arkadaşım, gizlice öğretmenimin yanına giderek, altımı ıslattığımı söylemiş...

İhbarı değerlendirmek üzere, öğretmenim beni dışarı davet etti. Bunun normal bir durum olduğunu, ancak  sebebini bilmek istediğini söyledi. Şaşkınlığımdan ve utancımdan ağzımı bıçak açmıyordu. Lisanı münasip bir dille ve ısrarla aynı soruyu soruyor,  muhtemel sebepleri sıralıyor ve benden cevap almaya çalışıyordu.

Bense, yüz kızartıcı bu suçumun nedenini düşünüyor, ancak sıramdaki ıslaklığın nedenini bilmediğimden mahcubiyet duyguları içinde kıvranıyor, mantıklı bir yanıt verememenin ızdırabı içinde susuyordum.
Öğretmenimin ismi Fatma'ydı. Bana her zaman bir anne şevkatiyle yaklaşırdı. Zaman zaman beni yanına çağırır, ellerin üşümüşmü bakayım der ve kimseye hissettirmeden avuçlarıma harçlık bırakırdı...

Benim ezildiğimi görünce, daha fazla üzerime gelmedi. Hatırlayınca anlatırsın diyerek birlikte sınıfa girdik. konu hakkında açıklama yaparak, altımı ıslatmadığıma, arkadaşlarımı inandırmaya çalıştı.

Mahcup bir yüz ifadesiyle, hafif nemli sırama oturdum. Yüzümü arkadaşlarımdan gizlemek ister gibi başımı iki elimin arasına alarak, beni utanca boğan bu olaydan kurtulmak için, düşündüm... düşündüm... düşündüm... Ama o sebep bir türlü gelmemişti aklıma.

Derin düşüncelerimi öğretmenimin ikazı böldü... Tahtadakileri defterime yazmamı söylemesi üzerine, defterime yazmaya başladım... Yanlış yazdığım bir kelimeyi silmek için, ceketimin sağ cebinde bulunan silgiyi almak üzere elimi  cebime attığımda, ıslaklığın nedenini anlamış olmanın mağrurluğuyla, sevinçle ayağa fırladım. Elim cebimde, öğretmenimin yanına giderek kulağına; ıslaklığın sebebini bulduğumu söyledim...

Talebim üzerine tekrar dışarı çıktık...

Öğretmenim; "Sabahleyin okula gelirken annemden okul harçlığı istediğimde, parasının olmadığını bunun yerine, ahırdaki yumurta sepetinden yumurta almamı, okula gitmeden bakkala satıp, öğlen paydosunda çeyrek ekmek alıp karnımı doyurmamı tembihlemesi üzerine, aldığım yumurtayı ceketimin sağ cebine bırakarak yola koyuldum... 2 kilometrelik yolu yürüyerek gidip geldiğim için, geç kalma korkusu ve dalgınlığımın da etkisiyle, cebimdeki yumurtayı satmayı unutarak, sınıfa girip sırama oturdum. Olayda bu esnada meydana gelmiş... yani cebimdeki yumurtanın kırılması sonucu, ceketimin kumaşından süzülerek sırama akması sonucunda bu elim olay meydana gelmiş. Cebimdeki silgiyi alırken farkına vardım"... dedim...

Anlattıklarım karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen öğretmenim, tebessüm ederek beni sınıfa götürdü. Hikayeyi sınıfa kendisi anlattı. Aklandım... Sonra cebimi yıkamak üzere dışarıya çıktım.

Aslında öğlen yemeğimi kırmıştım. ama aklanmanın güzelliği aç kalmaya rahatlıkla tercih edilebilirdi. :|


1 Ağustos 2012


Kalın sağlıcakla...

Yorum Gönder

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...