10 Eylül 2015

insanın zoru

Bizi rahatsız eden konulara, hepimizin ayrı tahammül seviyesi vardır. O seviye aşıldığı anda verilemeyen tepkiler, insanın iç dünyasında birikir ve sabır kotasını bitirerek yıkıma sebep olur…

Çaresiz kaldığımızda, Kimi zaman neşemiz olmaz, kimi zaman yaşamdan tad almaz, kimi zaman da göz pınarlarımızdan yağmur misali boşalır çaresizlik.

Göz yaşlarımızın yüzde biri su iken yüzde doksan dokuzunun duygu

olduğunu düşünürsek, ağlamanın insanın ruhunda meydana getirdiği tahribatı daha iyi kavramış oluruz…

Psikolojik baskıyla yıldırma politikası uygulayanların, bunu bizim iyilimiz için yaptığına kanaat getirmiş olsak, ikinci bir şansı hakediyor diye kandıracağız kendimizi ama genellikle öyle olmuyor… ayrıca sineye çektiğimiz her sabır, sinsi bir şekilde içimizi kemirip yavaş yavaş bünyemizi çökertiyor…

Öğrendim ki, hayattaki en zor şeylerden birisidir insanın zoru… Buzun bir erime derecesi, taşın bir kırılma noktası ve demirin bile bir erime ısısı varken, mobbing uygulayan, sizi yormaya ve boğmaya azmetmiş birinin insaf noktası yoktur çoğu zaman… varsada göstermez zulmüne halel gelmesin diye…

Çoğu zaman, kendimizden başka teselli verecek dostumuz yoktur maalesef. Kendimizi teselli etmeye çalışmak genellikle teskin eder bizi… Merhamet yoksunu, insani değerlerden nasibini almamış, statüsünü etrafındakilere tahakküm makamı olarak görüp despot yönetim sergileyen erdem yoksulu insanları tanıdıkça, ” Allahım bizi ve sevdiklerimizi iyi insanlarla karşılaştır “ diye dua ediyorum.

Gönül insanı Yunus Emre’nin; “Sen Doğru Olda Varsın Sanan Eğri Sansın. Lakin Sakın Unutma ki Sen Kendini Birşey Sanmadığın Sürece Doğru İnsansın.” dizeleriyle rehabilite etmeye çalışıyorum mütemadiyen, öfekeden kabarıp taşmak üzere olan yüreğimi…

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...