Reşat Nuri Güntekin |
O, o zaman vara yoğa gülen tombalak bir çocuktu. Şimdi üstünden geçen otuz senede, hayat onu kâh bir oklava hamuru gibi yassıltmış, kâh hadde olup geçirmiş, hafifçe kamburlaşmış yüzü ile hiçbir berber usturasının giremeyeceği kadar çökük yanaklı, mahzun bir adam yapmıştır.
Mendil almak isterken, küçük bir dükkânda Frer mektebindeki bir Musevi arkadaşımla karşılaştım. O da öyle… Sonbahar yaprakları gibi sararmış, kızarmış, renkten renge girmiş… İşinin iyi gitmediği belli. Muvaf-fakiyetsizliğin verdiği hilelerle, birkaç mendil üzerinde benî aldatmaya çalışıyordu. Bu çocuk o zaman en çalışkanımızda edebiyat meraklısı idi. Esther, Atali okur, sahnede oynar, ideallerden konuşurdu. Şimdi beni aldatmaya çalışıyordu.
Bir an kendimi hatırlamayı düşündüm. Fakat hatıralar gariptir: En umulmazları yaşar, en kuvvetli görünenleri olduğu gibi silinip gider. Çok kere müşterek hatıraları konuşmak için oturanlar, birinin hatırladığı ve hâlâ heyecanını duyduğu şeyi, ötekinin tamamiyle kaybettiğini, yalnız hatır için evet demesine rağmen hiçbir şey hatırlayamadığını görerek hayal kırıklığına uğrarlar.
Ben de doğrusu bundan korktum. İsmimi anlamayarak tekrar ettirmesinden, neredeydi diye sorup hatırlamamasından ürktüm. Sonra, beni mendiller üzerinde aldattığı için u-tanmasını da hesaba kattım.
Hulasa ayrıldık…
Reşat Nuri Güntekin | Anadolu Notları I - II
Yorum Gönder
♡ Yorumlarınıza en kısa sürede geri dönüş yapılır.
♡ Üyeliğiniz yoksa dahi anonim profili seçerek yorum yapabilirsiniz.