12 Aralık 2015

Tombalak çocuk

Reşat Nuri Güntekin

O, o zaman vara yoğa gülen tombalak bir çocuktu. Şimdi üstünden geçen otuz senede, hayat onu kâh bir oklava hamuru gibi yassıltmış, kâh hadde olup geçirmiş, hafifçe kamburlaşmış yüzü ile hiçbir berber usturasının giremeyeceği kadar çökük yanaklı, mah­zun bir adam yapmıştır.

Mendil almak isterken, küçük bir dükkânda Frer mektebindeki bir Musevi arkadaşımla karşı­laştım. O da öyle… Sonbahar yaprakları gibi sararmış, kızar­mış, renkten renge girmiş… İşinin iyi gitmediği belli. Muvaf-fakiyetsizliğin verdiği hilelerle, birkaç mendil üzerinde benî al­datmaya çalışıyordu. Bu çocuk o zaman en çalışkanımızda edebiyat meraklısı idi. Esther, Atali okur, sahnede oynar, ideallerden konuşurdu. Şimdi beni aldatmaya çalışıyordu.

Bir an kendimi hatırlamayı düşündüm. Fakat hatıralar gariptir: En umulmazları yaşar, en kuvvetli görünenleri oldu­ğu gibi silinip gider. Çok kere müşterek hatıraları konuşmak için oturanlar, birinin hatırladığı ve hâlâ heyecanını duyduğu şeyi, ötekinin tamamiyle kaybettiğini, yalnız hatır için evet de­mesine rağmen hiçbir şey hatırlayamadığını görerek hayal kırıklığına uğrarlar.

Ben de doğrusu bundan korktum. İsmimi anlamayarak tekrar ettirmesinden, neredeydi diye sorup hatırlamamasın­dan ürktüm. Sonra, beni mendiller üzerinde aldattığı için u-tanmasını da hesaba kattım.

Hulasa ayrıldık…

Reşat Nuri Güntekin | Anadolu Notları I - II

Yorum Gönder

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...