24 Aralık 2016

Müslümanların Hasletlerini Batılı İnsanlar Kapışırken...


Aşağıda okuyacağınız metin, Mecbure İnal'ın, "Ayrılık Benimle Kaldı" isimli kitabından alınan bir hikayedir... Kitaptaki tespitler ve izahındaki yetkinlik üzerine söylenebilecek çok bir şey yok... Altını çizip kendi yaşantımızı sorgulatan güzel metinlerle dolu bir kitap...


Kitabı İlçe Halk Kütüphanesinden almış, sair zamanlarda 120 sayfa okumuş ve bir kenarda unutmuştum... Elimde okuyacak başka kitap kalmayınca, bu kitabı bitireyim istedim... Başlarda istemsiz bir şekilde okumuş olsam da düzenli ve en az 30 dakika gibi süre dilimlerinde okuyunca anladım ki, gerçekten günümüzde unutulmaya yüz tutmuş dini hasletlerimizi vurgalayan ve düşünmeye sevkeden tavsiyerle dolu güzel bir kitap...

Aşağıdaki açıklamayı okuduğumuzda, kitabın içeriği hakkında fikir sahibi olabiliyoruz...

bir zamanlar sırtındaki paltosunu paltosu olmayan kardeşinin omuzlarına saracak kadar başkalarının derdiyle dertlenen insanlar, neredesiniz? neden duymuyorsunuz yüreğimin feryatlarını?
Tek başına kalmışlığın gamını yüklenerek, küçük bir Anadolu şehrinden çıkıp İstanbul'a yerleşen bir genç kadın ve hayata bir anlam kazandırma çabası..



Kitabın 188 ve 189. sayfalarını yani aşağıdaki alıntıyı, ilk önce cep telefonuyla düzgün bir şekilde fotoğrafını çektim... Ardından fotoğrafın gereksiz yerlerini kırptım. Sonra Text Fairy isimli ocr uygulamasıyla fotoğrafı metne çevirdim. Uygulama çeviri konusunda gerçekten çok başarılı... Birkaç düzeltmeden sonra yayına hazır hale getirdim...

Türkçe Desteği de bulunan Text Fairy uygulaması sade bir arayüze sahip ve bir kaç adımdan sonra istediğiniz sonucu alabiliyorsunuz. Ben ücretsiz reklamlı  sürümünü kullanıyorum... ancak ücreti ödenerek alınabilecek faydalı bir uygulama olduğunu söyleyebilirim...



Zamanın birinde, on tane semiz, besili keçisi olan bir adam varmış. Keçilerini her gün alır otlağa götürür, akşama kadar özenle otlatırmış. Günlerden bir gün, keçilerini otlağa bırakıp, biraz dolaşmak bahanesiyle otlaktan dağlara doğru açıldığında, hepsi birbirinden besili ve gösterişli dağ keçilerine rastgelmiş. Bu yabanıl keçileri sevinçle sürüp kendi keçilerine katmış, eve getirmiş. Ağılda yeni keçilerine ayrı bir yer hazırlamış ve takibeden günlerde de eski keçilerini ihmal ederek, bütün mesaisini dağ keçilerine hasretmiş. Yemin iyisini ve çoğunu onlara, hayatta kalabilecek kadarını eski keçilere veriyormuş. Bu duruma katlanamayan, günden güne zayıflayan eski keçiler, çareyi sahiplerini terk etmekte bulmuşlar. Adam pek üzülmemiş. ‘Nasılsa diğer keçilerim var’ diye düşünüp teselli bulmuş. Fakat kısa bir müddet sonra hiç hatırına getirmediği bir şey olmuş. Ağılın kapısını açık bulan dağ keçileri birer ikişer dışarı sökün edip, asıl yurtları olan dağlara doğru ilerlemeye başlamışlar. Adam telaşlanmış, uzaklaşan keçilerin ardısıra serzenmeye başlamış: “Ben size bol yem, bol su verdim. Her ihtiyacınızı eksiksiz temin ettim. Hattâ kendi öz keçilerimi gözden çıkardım, bütün gayretimi size sarfettim. Niçin gidiyorsunuz? Hikâye bu ya, keçilerden biri dillenivermiş: “Ey divane insan demiş. Mesele de bu ya. Sen, yıllarca sana et veren, süt veren keçilerini, yabani keçilere değişebildiğine göre, gün gelip bizden iyilerine rastladığında bizi de eski keçilerinin durumuna düşürmeyeceğin ne malum? Kusura bakma, bizim sana hiç güvenimiz yok." Adam, yaptığı hatanın farkına .geç de olsa varmış olmanın acısıyla oturup boş kalan elleriyle dizlerini dövmüş...

Anlatmaya çalıştığım şu ki; bizler batıya açılıma bahanesiyle kendi örf ve an’anelerimizi küstürdük müslümana yaraşan güzel hasletleri batılı insan kapışırken, bize de onların her türlü süfli ve çirkin alışkanlığını, tavrını taklit etmek kaldı. Yılbaşında hindi kesip, tonlarca içki tüketerek, sokaklarda sızacak, kandil gecelerinde mevlit okutup dualar edecek kadar müslümanız. Bir ikilem, bir tenakuz içinde yaşıyoruz ki, şaşmamak elde değil. Ne yitirdiğimiz güzel hasletlere, İslam ahlakına yeniden sahiplenip doğulu kalabiliyor, ne de batıdan taklit ettiğimiz tutum ve davranışları tam benimseyip batılı olabiliyoruz. Milletçe bunalımdayız. Kuş kafeste mutlu olamıyacağına göre, müslüman da İslâmdan uzak kaldıkça mutsuz, bunalımlı...

 

Kelimeler Albayım:


sökün: Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer

süfli:Aşağı, aşağılık, bayağı, adi, Kılıksız, pis kılıklı, hırpani.

Tenakuz: anlam aykırılığı, çelişme

Haslet: insanın yaradılışından gelen özellik, huy, tabiatı, mizacı, doğası, Ahlak
[no-sidebar]

Yorum Gönder

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...