21 Ocak 2017

Sıhhate Dair

guguklu saat

Sıhhate Dair


“Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi " Kanunî Süleyman

Sabahleyin uyandınız mı bol su ile ensenizden başlayarak ta göğsünüze kadar ürpermeden, üşümeden şakır şakır yıkanabildiğiniz gün sıhhatiniz yerinde demektir.

Ben nefsimde böyle tecrübe ettim. Soğuk su ancak sıhhatte bulunan vücutlan incitmez. Halbuki biraz kırıklığına, kesiklik ve sızınız varsa bir damla soğuk su derinizin üzerine düşer düşmez bir keskin ürperti, Boğaziçi’ndeki anaforları, sağanaklan hatırlatan bir rüzgâr serpintisi gibi, belinizden doğru kopar, aynı vaziyetten her tarafınızı kaplar, yüreğinize kadar işler, kemiklerinizi bile üşütür, titretir ve sızlatır... O zaman içiniz katılarak, hatta derecesine göre dişleriniz zangırdayarak donar ve yatağınıza girersiniz.

Hastalığın başlangıcı ekseriya böyle, bir damla soğuk suyun temasıyla meydana çıkar ve hastalık soğuk su ile sabahleyin şakır şakır yıkanabileceğiniz güne kadar devam eder!

Sıhhatte bir adam yatağa karşı daima nankördür. Uyanır uyanmaz fırlar. Arkasına dönüp bakmaz bile odasında yarı çıplak pervasız dolaşır, pencereyi açar, cereyanlara göğ-

--/--

sünü verir, neşe içindedir, türkü söyler veya ıslık çalar, sigara üstüne sigara yakar, sular içinde çırpınır, ıslanır ve sıhhatten ileri gelme bir vekar, bir hâkimiyetle, dünyaya kayıtsız. yüksekten bakarak sokağa çıkar.

Halbuki sıhhatsiz bir adam gayet güç uyanır, göz kapaklarını zor açar; bakar ki damarlarının içinde bir sıcaklık, başında bir ağırlık, ağzında bir çeşnisizlik vardır; gerinir, döner, örtünür, isteksiz, iştihasız kalkar; arkasına bir hırka alır sudan ürperir, rüzgârdan üşür, canı sigara istemez, konuşmaktan bezginlik duyar, gözü yataktadır, arkasına baka baka, yastığa ve yorgana mütehassirı başı eğik, vücudu kısık sokağa zorla çıkar.

Böyle hasta hasta bütün bir günü geçirmeye çalışan bir adam nihayet anlar ki mukavemet imkânsızdır; ateş bedenini sarıyor ve üşümeler cildini dolaşıyor, gözleri cam gibi parlayarak, yüzü beyaz, dudakları belermiş katıla katıla döner.

Bütün emeli yatağına kavuşmak, kendisini yatakta bulmaktır. Oraya insan bir tahta çıkacakmış gibi tatlı bir helecan ile koşar, başını yastığa bir taç giyiyormuş gibi can atarak uzatır ve gözlerini, senelerce aşkıyla yandığı bir muhibbesinin göğsüne dayar gibi kendinden geçerek kapar.

Bir hasta için yataktan muazzez, yataktan kudsî, yatak kadar mahbup ne vardır? Hasta servetleri iter, defineleri çeler; sevgililerini geçer, yatağa öyle koşar! Hastaya yataktan daha cazibeli hiçbir şey yoktur: İki şilte ve bir yorgan hastaya saltanat ve istiklal alameti olan tuğ ve tabıldan daha gönül alıcı görünür ve daha kıymettar gelir!

Guguklu Saat  /  Refik Halid Karay

2 yorum:

  1. Yazarın yaşadığı dönemlerde fiziksel rahatsızlıklar daha cok bilindigi ve tanindigi icin mi boyle anlatmiş acaba? Günümüzde ruhi sıkıntılarla içli dışlı olanlarımız bilir ki o yatak insanın hem cenneti hem cehennemidir.Kollarina kosulacak bir yar gibi görünse de, bazı sabahlar sizi, işe güce göndermeyip içine çeken bir karadelik gibidir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için çok teşekker ederim...

      Yatak hem cennetimiz hem de hayatı kaçırmamıza sebep olan saplantılı bağımlılığımız... Benim bünyemdeki bağımlılığın kaynağı yanılmıyorsam sıhhatimden kaynaklanan bir güçsüzlükten kaynaklandığını düşünüyorum. Yazarın anlattıklarıyla kendi uyku düzenim ve sağlığmla bir bağ kurduğum için yazı ilgimi çekti...

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...