4.12.17

Sait Fait Abasıyanık ve Lüzumsuz Adam'dan Şarkılar

Sait Faik Abasıyanık / Lüzumsuz Adam

Sait Faik Abasıyanık'ın Lüzumsuz Adam isimli kitabından alıntıladığım bir kaç paragraf var... Özellikle kitabın sonundaki Sait Faik'in Ardından Sabahattin Kudret Aksal'ın biyografik tahlilindeki bazı tanımlamar dikkate değer nitelikte... Ayrıca "Bacakları Olsaydı" başlıklı hikayede bahsi geçen şarkıların youtube linklerine, şarkıların isimlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz... 

Sağlıcakla kalın...


Sait Faik'in Ardından / Sabahattin Kudret Aksal


...
Sait Faik Abasıyanık, Lüzumsuz Adam
Kısa sürede tanıştık, arkadaş olduk. Konuşması çok tatlıydı. Kendini zorlamaz, bir edebiyat adamı görünümüne girmek istemezdi. Bütün sevdası herhangi bir insan izlenimini vermekti. Hele yeni tanıştığı kimselerde, kayıtsız, edebiyata pek aldırmaz insan görüntüsünü, kuşkusuz ki isteyerek, uyandırdığı çok olmuştur. Ama bu dış görünüşün altında, yazgısını sanatın yazgısıyla birleştirmiş kişiyi görmek o kadar da güç değildi. Belki de sanatı kendilerine kaygı edinmemiş olanların, sanatla çok ilgili görünmek isteyen hallerinden tiksinmişti de, bu duygusundan sıyrılamayarak böyle yapıyor, her şeyin uydurmasıyla savaştığı gibi, bu derbeder görünen haliyle de sanatçının düzmecesiyle savaşıyordu. Bu, içten, olduğu gibi görünmek isteyen edasını kesik tümceleriyle, inadına edebiyatça olmayan konuşmasından tutun da giyimine dek sindirmişti. Kaç kez, sanatçı değişik bir yaratık gibi görünmemeli, insanlar içinde bir insan olduğunu unutmamalıdır, dediğini duymuşumdur.
...

Ayakları Olsaydı

...

Bayılıyorum buraya ben. Herkes bilir bu yokuşu. Çoğu insan da sever. Kayıtsız olan da vardır, şöyle böyle hoşlanan da ondan. Benim gibi, bazı sabahlar onun için deli gibi olan da... Şimdi tünel işlemeyeli akşamlan pek kalabalık oluyor da, onu ben de yadırgıyorum. Sevgilimin etrafını kalabalık gördüğüm zamanki gibi bir yalnızlığa kapılıyorum. 

Yan sokakların isimleri pek güzeldir. Bir Alageyik Sokağı vardır hele... Akşam olunca kalın sesli bir kadının gramofonda söylediği "Bir ihtimal daha var" şarkısını, Alageyik Sokağı'nın başındaki kahveci ile beraber mırıldanan "6" numaranın Aysel'inin korkunç kaşları, yanan gözleri bir dakika insanoğlunun kitaplara, konferanslara, mekteplere, gazetelere, siyasi müzakerelere, her şeye girmiş halini düşündürür, yine unuturlar.

Alageyik Sokağı'ndan Yüksekkaldırım'a keskin bir insanlık kokusu fırlar. Aşağıya doğru karanlık insanların saadete doğru gittikleri görülür. Âdem oğlunun Havva kızına en kavuşamadığı yerde kavuşmak istenilen saadete Alageyik Sokağı'ndan girilir. 

Yüksek kaldırım'ın tepesinden "Şimdi yâr olmayı istersin ama" şarkısı sizi çeker. Durmazsam/ iki adımla üç adım arasında hangi şarkının söylenildiğini anlamak mümkün değildir: "Mariya Magdalena" mı yoksa, "Olmaz ilaç sine-i şad pareme" mi?

Akşamlan da güzeldir Yüksek-kaldırım'ın, ihtiyar Levanten kitapçıları, kitapçılarının camekânları da... "Monte-Cristo" romanının resimli bir sahifesinde "Edmond Dantes" sevgilisine diz çökmüştür.
...


kişisel blog,takip et

Yorum Gönder

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...