Sabit gelirli bir kamu çalışanıyım. Hayatımın en büyük disiplini, kredi kartı limitlerimi ve eksi bakiye hakkımı daima asgari seviyelerde tutmaktır. Kontrolü elden bırakmamak için ay boyu direnen, maaşını harflere ve satırlara dökmüş bir muhasebeci titizliğiyle dağıtan biriyim.
Ulufe ve Hesap Dengesi
Ulufe günü gelince — yani maaş hesabıma düştüğünde — paranın dağıtılacağı adresler bellidir. Her kuruşun bir görevi vardır. Ne var ki kayıt dışı bir harcama yaparsam ya da borçları yazmayı ihmal edersem, sürpriz bir borç peyda olup kapımı çalar. İşte o an bütün denge bozulur. Hele hesapta olmayan, önceden kestirilemeyen giderler… Düğünler, mesela. İnsan hayatının en neşeli günleri, benim bütçemin en karanlık gecelerine denk gelir.
“Erik dalı gevrektir, giden bizim çeyrektir.”
Çeyrek Altının Yükü
Türkünün bu dizesi adeta halimin tercümesidir. Çeyrek altın, bizim kültürümüzde hem dostluğun hem de yükün simgesidir. Kuyumcu arkadaşla taksitlendirerek ödediğim çeyrekler, aslında sosyal hayatın benden tahsil ettiği vergilerdir. Hele hatırlı dostların ya da kendimi yakın hissettiğim insanların düğünleri… O zaman iş daha da müşkül bir hâl alır.
Esnafın Sıcaklığı
Kredi kartı limitlerimi artırmamak için bu tür ödemeleri çoğu zaman sürekli alışveriş yaptığım esnaf dostlarıma yüklerim. Maaş günü geldiğinde ilk işim o borcu kapatmaktır. Bir bakıma esnafla kurduğumuz ilişki, modern bankacılığın soğuk mekanizmasını gölgede bırakır. Banka soğuktur; ama esnaf insandır.
Borç Almanın Ezikliği
Borç istemek, almak… İşin en zor tarafı burasıdır. İnsanı ezik hissettiren, vicdanına dokunan taraf. Çünkü borç veren de çoğu zaman kendi imkânlarını zorlayarak yardımcı olmaya çalışır. İnsan, karşısındakini kırmamak için boynunu bükse de içten içe bilir: bu, iki taraf için de yüktür.
Limitin Tuzakları
Kart limitini artırmanın sınırı yok; ama o sınırın sonu da yok. Arttıkça harcamalar artıyor. “Kontrolsüz güç, güç değildir” derler ya — tam da öyle. Bana göre borçlanmak, limit artışından yine de iyidir. Çünkü borcun utancı insana freni hatırlatır; limitin cazibesi ise frensiz bir yola sürükler.
Asıl Mesele
Benim için bu sadece bir para meselesi değil. İnsanın kendi sınırlarını bilmesi, ihtiyaçla hevesi ayırt edebilmesi ve dostlarının yanında mahcup olmadan yaşayabilmesi meselesi. Bütün mesele budur.
🤝 Peki, paranız bitince siz ne yapıyorsunuz?[favorite]


He-man'i hayal meyal hatırlıyorum ancak Temel Reis çocukken en sevdiğim çizgi filmlerden biriydi. Bazen bugün bile internetten rastgele bir bölüm açar izlerim. Benim için eskimeyen bir seri :)
YanıtlaSilEmre Kerim bey merhaba hoş geldiniz... kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim ben de eski çizgi filmleri tekrar izlemek istiyorum fakat odaklanamıyorum maaleaef... selamlar...
SilHe-man bile izlemişliğim vardır ki o zamanlar çok çocuk olduğumu bile söyleyemem :)) Güzel günlerdi vesselam ♥
YanıtlaSilHerkesin hayatında, güzel geçti dediği bir dönem var galiba... Bizde bu dönem çocukluk ya da bir tık üstü gençliğin başları olsa gerek... :) Bu mimi ilk başlatan arkadaşın niyeti yaş ortalamamızı tespit etmekti galiba... Sevgiler... Selamlar...
SilDavetimi kırmayıp yaptığınız için teşekkür ederim ellerinize sağlık..
YanıtlaSilHemen hemen izledigimiz cizgi filmler aynı çünkü ayni dönemin çocuklarıyız..Ben Tas Devrini yazmayı unutmusum cok severdim onlari da..Yine de benim favorim hep Şirinler olmuştur:)
Dediginiz gibi haftada 1 olmaları onlari cok kıymetli yapiyordu..
Bu çizgi filmlerin kıymeti, bizim o dönemlerdeki kıymetimizden ileri geliyordu galiba... Öğrenmeye, tanımaya, eğlenmeye ve sergüzeşte aç ruhlarımız, onları sevilmeye layık ve vazgeçilmez yapıyordu... :) Sevgiler selamlar...
Silyaşım fazla büyük değil ama he man hariç hepsini izledim
YanıtlaSilAyrıcalıklı geçlerdensiniz o vakit... :) Teşekkür ederim...
SilHepsini izlemiş olmak, ayrıcalıklı hissettiriyor Ahmet Ağabey ama bir yandan da yaşlandığımı görüp bir üzülmüyor değilim. Seni nostalji seven bir adam olarak görüyorum. Ben de öyleyim ve hatta bazen abarttığım oluyor geçmişi yaşayarak. 😊
YanıtlaSilVikingler ve He Man'i yalnızca isim olarak biliyorum, geri kalanına ise ucu ucuna yetiştim. Yayınlanma tarihi on yılları bulduğu için birçok kesim bu çizgi filmlerle büyümüş sanırım. Z kuşağının bu çizgi filmleri bilmediği ya da izlemediği için oldukça şanssız olduklarını düşünüyorum. Bunlara ek olarak Bugs Bunny, Pink Panther, Road Runner, Duffy Duck, Tweety ve birkaç tane daha ekleyebilirim.
YanıtlaSilYolunu gözlediğimiz her şey değerlidir... Bir filmi, güzel bir sonucu, samimi bir dostu, bayramları vs... Yorum ve ilgin için teşekkürler Semih...
Silah ah nerede o eski günler bir dönsek çocukluğa :(
YanıtlaSil