23 Haziran 2016

Mahrum kalmanın meziyetleri


Yeryüzünde o zamana kadar bir yiyecekten bu kadar derin bir zevk aldığımı bilmiyorum. Meğer mahrum kalmanın ne büyük meziyetleri, faziletleri varmış! Meğer biz ne şımarık, hatta küstah insanlarmışız! Mutluluğu hep büyük şeylerde aramaya kalkarız da, şöyle bir kuru ekmek parçasının bile insana o zevki verebileceğini bilmeyiz. Önümüze kolay, bol gelen şeyler, bizleri ahlaksızlığa götürüyor, muhakkak! Her bulduğumuz şeydan sonra, daha bir iyisini bekleriz, bulamazsak kendimizi şansız sayarız. İnsanlar bu şımarıklıktan, bu açgözlülük felaketinden kurtarmak lazım.

"Saadeti hep büyük şeylerde aramaya kalkarız da, şu kuru ekmek parçasının bile insana o zevki vereceğini bilmeyiz. Önümüze kolay, bol gelen şeyler, bizi ahlâksızlığa götürüyor, muhakkak! Her bulduğumuz şeyden sonra daha iyisini bekleriz, bulamazsak kendimizi bahtsız sayarız, insanları bu şımarıklıktan, bu açgözlülük felâketinden kurtarmak lâzım. Bir omrun sonunda verilecek bir hesabı olmamak, insanlığın karşısında açık alınla çıkabilmek ne eşsiz bahtiyarlık"
"Nihayet Domaniç köylüleri pazara geldiler. Yetmiş yaşında bir ihtiyarla birlikte yola koyulduk. Ruhumu tatlı bir destansı hava sardı. Ben nereye gidiyorum? Yurda hıyanet eden oğlunu eliyle kanlara boyamış ananın diyarına!…
Yaşlı ihtiyarla birlikte, yıkık viran bir eve girerler. İhtiyar ses­lenir: “Habibe Kadın, Habibe Kadın!” Bu esnada, genç mi genç, güzel mi güzel yirmi yaşında bir kadın göründü, yaşlı ihtiyara dönüp baktım. “Sana böyle görünmek istedi” dedi. Yavaşça seslendi: “Geleceğini, beni arayacağını biliyordum. Seni bekliyordum” dedi. İkimizin de gözlerinde yaş, dudaklarında ürpermeler var… Kollarını açtı. Yeryüzünde eşini tanımadığım bir saadete doğru atıldım.
Saadet elle tutulur mu? Başım bir boşluğa düştü. Domaniç’in hayal kadını bir anda uçup gitti… Bağrımda bir sızı duydum. Hangi muzip kuvvet, beni böyle rüyalarıma girerek aldattı?………… Böyle bir rüyayı da ancak, başta da belirttiğimiz gibi, vatanı­nı ve milletini çok seven bir kimse görebilir."
şukûfe nihal | Şeker hastası yazarın, 1946 yılında kaleme aldığı, "Domaniç Dağlarının Yolcusu" isimli kitaptan bir paragraf

Yorum Gönder

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...