25 Eylül 2015

Sen gülünce

..::fotoğraf: bahse konu yıllardaki ben ::..
Yıl 90... yer şirinevler... Emrah'ın bu şarkısının demosu, kaldığımız bekar odasının altındaki pasajda bulunan kasetçi dükkanından geliyor ilk kez kulağıma... şarkıyı heyecanla ve tuhaf bir mutlulukla dinliyorum sonuna kadar... sonra cebimi yokluyorum... sadece bir günlük temel ihtiyaçlarımı karşılayabilecek miktarda, adına para bile denmeyecek harçlık kırıntıları var... bekar evimizi paylaştığımız betoncu abilerden birinin, kırık dökük teyibine takıp, tekrar tekrar dinlemek istiyorum bu kaseti...

bir hafta gibi bir süre sonra, gecikmeli de olsa sahip oluyorum Emrah'ın "sen gülünce" isimli yeni kasetine... Haftada bir iki gün çalıştığım beton işinin dolgun yeğmiyesi vardı... bir günlük yevmiye ile yaklaşık on gün gibi bir süre idare edebilme kabiliyeti, en belirgin kişisel özelliğimdi belki de... evet çalıştım aldım dinledim dinledim... İstanbul'un yağmurlu yoksul akşamlarında, uzun zamandır ayrı düştüğüm sılamın yağmurlarını tahayyül ederek...

O yılların özne konusuydu fakir edebiyatı... bütün kasetlerin hit şarkıları, acıların kadını, yetimler, öksüzler, boynu bükükler, garipler ve gurbet temalıydı ekseriyetle...

Mütemadiyen bu tarz kasetlerin, bahsettiğim türdeki şarkılarını ezbere bilir ve mırıldanırdım... bizim yaşantımızı, şairler fakir edebiyatıyla yoğurur, usta bestekarların marifetli notalarında vücut bularak, yanık sesli insanların seslerine tını olurdu...

özlem, gurbet, yokluk ve yoksulluk gibi sebeplerle kabaran yüreğimiz, bu şarkılarla dinginleşirdi.

Dalgaların, kıyıları dövüp bir müddet sonra yerini sakin med cezirlere bırakması gibiydi, dinlediğimiz arabesk şarkıların bünyemize etkisi...




25 Eylül 2013

Yorum Gönder

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...