31.10.18

Bir Yığın Tembel Alayı

Dairedeki arkadaşlar bir yığın tembel alayı... Allahtan ki ben gelmişim... Yoksa halleri harapmış. Beni ağzı var dili yok çalışkan bir çocuk buldular ya... Yüklendikçe yükleniyorlar. Hem benden yardım isteyenler sade kendi amirlerim değil. Başka dairelerin müdürleri de fena halde musallat oldular. Meselâ bir gün Evkaf Müdürü çenemi okşuyor: "Efendi oğlum hademe-i hayrat arasında bir tasfiye icrasına lüzum hâsıl oldu. Lütfen sicilleri tetkik ederek bir cetvel tertip edersiniz..." diye uzun ve yorucu bir iş yüklüyor. Günlerce tozlu defterler arasında bunalıyorum. Yahut muhasebe müdürü yakama yapışıyor: "Mürşit Efendi dairemde insan suretinde bir alay hayvan var. En basit bir hesap içinden çıkamıyorlar. Adi bir darp ve taksim ameliyesini beceremiyorlar. Lütfen şu hesapları bir kontrol ederseniz..."Bir başka gün Maarif müdürünün bir angaryası çıkıyor: "Müfettişlerden kucak kucak rapor geldi. Herifler doğru dürüst Osmanlıca yazmasını bilmiyorlar. Geri tarafını varın siz kıyas edin. Birçok mektep muallimlerinin hayat ve istikbali mevzuubahistir. Ben işten göz açamıyorum. Lütfen şu raporları okur da bana muvazzah bir özetini çıkarırsanız minnettar olurum.

Tapu ve Sıhhiye daireleri de angarya yüklemekte onlardan aşağı kalmıyor. Bundan evvelki cümlede istemeyerek kullandığım "angarya" kelimesi beni dü şündürdü. Utanıyorum. Netice itibariyle bu zavallı memleketin bu mağdur milletin hayır ve menfaati için yaptığım küçük ehemmiyetsiz birkaç işe "angarya" demek nankörlük değil midir?

Kalem odası: tütün dumanıyla sokak: tezek kokusuyla dolu... Mahaza sırf hava için romatizmalı ayaklarımla bu yolu yürüyorum dersem yalan olur... Eve girmeyi canım istemiyor evlât. Karının suratını gözümün önüne

Her yeni memuriyete başlarken umdelerimi tekrar gözden geçirmek ahitlerimi tazelemek benim için bir âdettir. Demin yine öyle yapıyordum. "Vicdanımın sesini daima dinleyeceğim" cümlesini okurken gayriihtiyari gözlerimden yaş geldi...

Fakir bir çocuktum. Bu memleket beni besledi okutup adam etti. Halbuki ben onun için döktüğüm beş on damla tere kaybettiğim üç beş saat uykuya acıyorum.

Amirlerimi hoşnut etmek vazifem değil mi? Benden yaş ve irfan itibariyle büyük olan Maarif Müdürü Muhasebe Müdürü bana âdeta yüz suyu döküyorlar. Vazife verdikleri için hem muhterem meslektaşlara hem memlekete hem de kendime faydası oluyor. Öyle ya insan birdenbire mi adam olur? Hesaplarla raporlarla uğraşırken az şey mi öğreniyorum? Evet nasılsa kalemimden çıkan bu angarya kelimesi için kendi kendimden utanıyorum. Hani yirmibeş gün evvel kendime verdi ğim söz? Hani bu masanın kenarına yazdığım program? Bu gece kendi kendimden nefret ediyorum.

Amirlerimi memnun etmekten arkadaşlarımla hoş geçinmekten ümidimi kesmeye başlıyorum. Burada şimdilik en iyi arkadaşım Maarif başkâtibi Tahsin Efendi... Bu adamı evvelâ gözüm tutmamıştı. Fazla kalender ve laubali insanlar hakkında bedbindim. Fakat sonradan ısınmaya başladım.

Evet itiraf etmeliyim ki ilk memuriyetimde çok düştüm. Umdelerimin bir kısmına sadık kalamadım. Herkesle iyi geçinecektim hemen hemen herkesi kırdım. Amirlerimin sözünden çıkmayacaktım onlara isyan ettim. Hususî hayatımda daima temiz kalacaktım fena itiyatlardan sakınacaktım yapamadım. Bununla beraber benim için şöyle bir teselli noktası da yok değil mağlûbum fakat düşmanla göğüs göğüse çarpıştıktan son kurşunu attıktan sonra yere serilen bir asker gibi mağlûbum.

Maarif başkâtibinin esas itibariyle çok doğru olan sözleri kanımı zehirlemişti. Durduğum yerde mayalı hamur gibi günden güne ekşiyordum. Arkadaşların nezaketimi uysallığımı ne gözle gördüklerini anladıktan sonra lâubaliliklerine tahammül edememeye başladım. En ehemmiyetsiz bir şey için aksileniyor kafa tutuyordum.

Memleketin ancak okuyup yazmakla kurtulacağına inananlardanım. Bu benim mektep sıralarından beri en sarsılmaz bir kanaatimdir. Hatta bir aralık Darülmuallime girerek hoca olmayı bile düşünmüştüm. Maamafih Mülkiye memurlarının da maarife pek faydası dokunabilir.

Umumun menfaati için ferdi ihmal etmeye taraftarım.

Şimdiye kadar bir küçük memurdum ötekinin berikinin elinde oyuncaktım. Bugünden itibaren âmirler sırasına geçiyorum. Eskisinden daha fazla müstakilim. Yaptığım işlere karşı benliğimden daha çok şey koyabileceğim.

Büyüklerle iyi geçiniyorum. Küçüklerin ihmallerine hatalarına mümkün olduğu kadar göz yumuyorum. Kimsenin işine karışmadığım herkesi tasdik eder gibi göründüğüm için bana taarruz eden de pek olmuyor. Hâsılı renksiz ruhsuz bir adam oldum. Fakat doğrusu rahatım yerinde. Gündüzleri dairede uyukladığım oluyor sık sık beni ziyarete gelen ahbaplarla çene çalıyorum.[line] Reşat Nuri Güntekin'in Acımak isimli romanından, memuriyetle ilgili kısımlara ait bir bölüm okudunuz...
[favorite]

3 yorum:

  1. Türk Edebiyatında çok sevdiğim eserlerden biridir. Özellikle dürüst ve idealist ilkelerle başlayan bir memuriyetin adım adım savruluşuna tanık olmak gerçekten üzücü...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı çok güzel özetlemişsiniz... henüz bitmedi ama savrulmaya başladığı noktalara geldim sayılır... ayrıca zaman kaybı diye serzenişte bulunmadan okumaya devam ettiğim romanlardan birisi... yorumunuz için teşekkür ediyorum...

      Sil
    2. Son bölümde, birkaç damla yaş belirdi gözümde...

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın...